Evet bir günlük daha yazıyorum. (Yazılara “Evet” diye başlamanın ayrı bir havası var.) Parmaklarımdaki şu saçma nöropati hala geçmediği için yazmada ciddi problem yaşıyorum. Sırf bu acı yüzünden bazen kafamda kurduğum güzel bir cümlenin orta yerinde parmaklarımın acısıyla sonsuzluğa karışıp gidiyor. gidiyorum. gi… Bakınıyorum sonra etrafa, cüzdanımı kaybetmişim gibi, kelimelerim buharlaşıyor, cümlelerimi kayboluyor, arıyorum bulamıyorum. Sonra tahmin edersiniz işte hiç güzel cümlesi olmayan bir insan oluveriyorum. Bu cümleyi şöyle de kurabilirdim, “Güzel hiç bir cümlesi olmayan bir adam!” ama yapamam değil mi? Şurada zaten üç beş okuyucu bir de ben biz bizeyiz…

Bu yazıdan bir sonuç çıkartmayı ümit edenler sağ üst köşede size özel yaptırdığımız çarpı işaretine tıklamak suretiyle siteyi terkedebilirler. Çünkü bu yazı tamamen sıradan bir insan evladının kafa karışıklıklarının düşünmeden klavye aracılığıyla google docs’a dökülmesidir.

Bazen kötü haberler alıyorum. Öle birileri ölüyor gibi. Hani kanser hastasıymıştım da iyileşmiştim ya, korkuyorum be günlük. Neden korktuğumu ben yazmayayım sen anlayıver.

Hayat hakkında ahkam kesen çok kişi var o sektöre girmeyeceğim ama Allah, Tanrı yani siz hangi Dil’de ya da Din’de ne diyorsanız bir yaratıcı olsun be günlük. Çektiğimiz acılar gökyüzündeki gaz bulutlarında yer edinmesin kendilerine.

İkinci bir şans!

Herkesin ikinci bir şansı daha olmalı, bu hayatta değilse başka bir hayatta ama olmalı. Gerçekten diyorum günlük buna inan!

Bu yazıyı yazarken hafif keyifsiz bir akşamı geceye, geceyi sabaha ve sabahı standart bir iş gününde devam ettirem bir ruh halinde yazmamı göz önünde bulundurur değil mi sayın hakim bey? Beğenmezken çok ağır bir ceza da vermez belki. Çekicini masaya vurur ve susturur herkesi.

Bu kadar bitti, ne bekliyorduk ki zaten, giriş gelişme neticesiz bir yazı böyle sessizce biter ve en az okunanlar arasında kaybolur gider.

görüşürüz.