Mar
“Yani var ama, yok!” Kaan Sezyum…
Bir kaç aydır arabam yok, işe otobüsle gidiyorum, otobüs yeşil olursa ne ala.. değilse uzun boyumdan dolayı sığabileceğim bir koltuk bulup oturmaya çalışıyorum. Kendime oturabilecek bir koltuk bulabilmişsem ve bir de cam kenarıysa ne ala.. Çıkartıyorum telefonumu ve sevdiğim yazarları okuyarak gidiyorum işe.
Kaan Sezyum uzaktan takip ettiğim biri, yakın zamanda eşini kaybetti. Öncelikle başı sağolsun. Her ne kadar merhabamız olmasa da çok üzüldüm. Hani akrabalarımdan birini kaybetmişim gibi üzüldüm. Nasıl bir empati kurduysam, sanki deliler gibi aşık olduğum kadını kaybetsem bende böyle mi hissederdim. Yaşayabilir miydim? sorusu dolaşıyor beynimde… Ya da deliler gibi aşık olduğum kadını ansızın bırakıp gitsem… Ne yaşardı geride kalan… Aşk yoksa kötü birşey mi?
Olamaz.. Kaan Sezyum’un hayata tekrar dönüp yazdıklarını okuduktan sonra artık aşkın kötü birşey olduğuna beni kimse inandıramaz.
Sabah işe giderken okudum yazıyı ve sabahtan beri bir hüzün ki atamadım üzerimden bir türlü… Şu an yatağımdayım uyumayı düşündüm az önce ama gene beynimde o cümleler uçuşmaya başladı ve hissettiklerimi yazmazsam uyuyamayacağımı anladım.
Hayatın tek gerçeği ölüm işte… ve yaşanan güzel şeyler kar kalıyor.. gerisi hikaye.
Yazı işte burada: http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=RadikalYazarYazisi&ArticleID=985451&Yazar=KAAN%20SEZYUM&Date=13.03.2010&CategoryID=41
Ben yazıyı kopyalayıp arşivledim, ilgili gazete kaynak gösterilse dahi yazı kullanılamaz demiş o yüzden sadece kaynak vereyim. Aslında niyetim yazıyı da buradan alıntı şeklinde verebilmekti. Olmadı nasip değilmiş.
İyi geceler…
