Genel | Davut Topcan's Blog - Part 2

Hakkımda

Aradan on yıl geçti ve Kanser tekrar kapımdaydı, bu kez annem değil benim için gelmişti. Mide kanseri! Taşlı Yüzük Hücreli türünde öldürücü bir kanser hücresi. Doktorlar kesin birşey söyleyemiyordu, ölüme hiç bu kadar yaklaşmamıştım! Belli ki bu düşman zorluydu. Zorlu bir savaş beni bekliyordu! * İşte bu site bu savaşın hikayesini anatacak...

Devamını Oku >>

  • Çok Okunan Yazılar

  • RSS Feed'lerime Abone ol!

    Sosyal Medya'da Takip Et!

    Genel

    08
    Şub

    Mutluyuz dee mi Valentine?

    remember remember remember

    Bazen unutuyorum bir blogum olduğunu ama gerçekten yoğun bir tempom var. Bu kadarı bazen bana bile fazla geliyor. Bazen en yakın çevrem dahil , arkadaşlarımdan eleştiri aldığım da oluyor, çok yoruluyormuşum, kendime dikkat etmiyormuşum. Hani her insan farklı ve her insan farklı şeylerden mutlu oluyor ya, beni de hayallerim uğruna koşmak, yorulmak mutlu ediyor.

    kanseri anlatan bir müzikal.. “Dancer vs Cancer” ismiyle bir müzikal çıkartmanın hayallerini kurdum, buna hayal demek artık yanlış olur çünkü başarıyorum, yavaş yavaş taşlar yerlerine oturuyor, 20 kişiden fazla dansçı ile birlikte her hafta dans ve drama dersleri alıyoruz.

    Şimdiden sıkı destekçilerimiz var onlardan bazıları şöyle;

    • Kültür Üniversitesi, Çalışma salonu sağlıyor,
    • İstanbul Performans Dans okulu koreografi ve salon desteği sağlıyor,
    • Galatasaray Üniversitesi’nden Tuncay Gürbüz Tango eğitmenimiz,
    • Boğaziçi Üniversitesi’nden Özge Selvitopu hiphop ve koreografi desteği sağlıyor,
    • Roka Digital Dijital tasarımlarımızı yapıyor,
    • Marjinal Portel Novelli, Halkla İlişkiler,
    • Dinamo İstanbul montaj desteği veriyor,

    Bazen yalnız kaldığımı düşünüp bu koca prodüksüyon altında ezilmekten korkmadığımı söylesem yalan olur. Bu korkularım dansçılarımın gözlerindeki ateşi görünce bir anda geçip gidiyor. Öyle ya da böyle bu gösteri çıkacak diyorum kendime.

    Ve ekip olarak o kadar çok eğleniyoruz ki, gerçekten abartmıyorum çalışmalar harika geçiyor. Ekip olarak öyle güzel bir uyum sağladık ki, hepimiz arkadaşız, hepimiz sevgiliyiz, hepimiz kardeşiz.

    Hepimiz birimiz, birimiz hepimiziz!

    İşte drama derslerinden birinde oynadığımız körebe oyunu… hala gülüyorum;

    Diğer yandan bu valentine’s day’e gene tek giriyorum, bu haftasonu sevgililer günü, kalan altı günümde hayatımın kadınını bulamayacağım kesin. Küçük bir istatistik paylaşmak gerekirse hayatım boyunca sadece bir tek sevgililer gününde sevgilim vardı. 2000 yıllarıydı sanırım. Güzel günlerdi, insanlar aşka inanırlardı, ben dahil çoğu kişi.

    Şimdi düşünüyorum da, yanında seni gerçekten seven biriyle mükemmel geçireceğin tek bir sevgililer günü , hayatının geri kalan tüm valentine’s day’lerini yalnız geçirmeye değerdir… Ne dersiniz?

    Her kış kar yağar Isparta’ya ben orada okudum üniversiteyi, sevgilim ikinci yılımda uzaktaydı, annesinden 15 gün izin alıp yanıma gelmişti, (ne izni yahu, dersim kaldı diye kandırarak, burası türkiye. ) her taraf bembeyaz kar. Evde kombi , kalorifer yok, bildiğin kömür sobası. Sevgilimle başbaşa 15 günü ne güzel geçirmiştik, İsviçreye tatile gitmedim hiç ama eminim İsviçre’ye gitsek daha iyi zaman geçirmezdik.

    *** bitmedi!!! bu yazının devamını yazacağım ***

    14
    Oca

    Nil Molinas Mandel’in Muayenehanesinin Numarası

    Oh be sonunda , her muayene zamanı geldiğinde Nil hanım’ın muayenehanesinin numarasını aramaktan sıkıldım. İstatistiklere bakıyorum, bir sürü insan da bu numarayı bulabilmek için blogumu kurcalamış.

    Alın işte size Nil Molinas Mandel’in Nişantaşı Muayenehane numarası!:)

    Nişantaşı : 0212 296 9293

    31
    Ara

    2007 – 2008 ve 2009′da

    2009

    Bu yazı aslında 2009 sonuna doğru başlığıyla son bir yılımı nasıl geçirdiğimi anlatan bir yazı olacaktı ama farkettim ki son 3 senem berbat geçmiş ve hepsini birden kaleme almakta fayda var.

    Son üç yılı timeline (zaman çizgisi) üzerine dizelim;

    * Ocak 2007′den Eylül 2007′ye kadar;

    90 Kiloyum, deliler gibi yemek yiyorum, önümde bir fili kurban etseler yarısını yerim. Bu günlerim uzun sürmüyor, Göğüs ağrısıyla bailayan huzursuzluklar , yemek yiyememek ve kilo vermeyle devam ediyor. Fena sayılmayacak bir kazancım var, araba aldım. İlk arabam ya en popüler ismi takıyorum “Abbas”. Yavaş yavaş kilo vermeye devam ediyorum. Abbas ileri abbas geri. Bazen sahil kıyısı abbasla, bazen küçük çapkınlıklar. Hayat abbas ve bana güzel ama bir şeyler ters gidiyor işte.

    Read the rest of this entry »

    29
    Ara

    Okunmayası bir yazı

    Evet bir günlük daha yazıyorum. (Yazılara “Evet” diye başlamanın ayrı bir havası var.) Parmaklarımdaki şu saçma nöropati hala geçmediği için yazmada ciddi problem yaşıyorum. Sırf bu acı yüzünden bazen kafamda kurduğum güzel bir cümlenin orta yerinde parmaklarımın acısıyla sonsuzluğa karışıp gidiyor. gidiyorum. gi… Bakınıyorum sonra etrafa, cüzdanımı kaybetmişim gibi, kelimelerim buharlaşıyor, cümlelerimi kayboluyor, arıyorum bulamıyorum. Sonra tahmin edersiniz işte hiç güzel cümlesi olmayan bir insan oluveriyorum. Bu cümleyi şöyle de kurabilirdim, “Güzel hiç bir cümlesi olmayan bir adam!” ama yapamam değil mi? Şurada zaten üç beş okuyucu bir de ben biz bizeyiz…

    Bu yazıdan bir sonuç çıkartmayı ümit edenler sağ üst köşede size özel yaptırdığımız çarpı işaretine tıklamak suretiyle siteyi terkedebilirler. Çünkü bu yazı tamamen sıradan bir insan evladının kafa karışıklıklarının düşünmeden klavye aracılığıyla google docs’a dökülmesidir.

    Bazen kötü haberler alıyorum. Öle birileri ölüyor gibi. Hani kanser hastasıymıştım da iyileşmiştim ya, korkuyorum be günlük. Neden korktuğumu ben yazmayayım sen anlayıver.

    Hayat hakkında ahkam kesen çok kişi var o sektöre girmeyeceğim ama Allah, Tanrı yani siz hangi Dil’de ya da Din’de ne diyorsanız bir yaratıcı olsun be günlük. Çektiğimiz acılar gökyüzündeki gaz bulutlarında yer edinmesin kendilerine.

    İkinci bir şans!

    Herkesin ikinci bir şansı daha olmalı, bu hayatta değilse başka bir hayatta ama olmalı. Gerçekten diyorum günlük buna inan!

    Bu yazıyı yazarken hafif keyifsiz bir akşamı geceye, geceyi sabaha ve sabahı standart bir iş gününde devam ettirem bir ruh halinde yazmamı göz önünde bulundurur değil mi sayın hakim bey? Beğenmezken çok ağır bir ceza da vermez belki. Çekicini masaya vurur ve susturur herkesi.

    Bu kadar bitti, ne bekliyorduk ki zaten, giriş gelişme neticesiz bir yazı böyle sessizce biter ve en az okunanlar arasında kaybolur gider.

    görüşürüz.

    28
    Kas

    Kanser Hastasıydım ve Dans Edebilirim!

    dans kopya

    Bugünlerde Her Şeye Rağmen Yalnız Değiller projesiyle ilgili faaliyetlere ağırlık verdim, kanser hastalarına moral ve umut olabilecek projeler üzerinde çalışıyorum. Faaliyetlerden özetle bahsetmek gerekirse şöyle;

    Her Şeye Rağmen Yalnız Değiller bünyesinde bir dans gurubu kuruyoruz, bu gurubun içerisinde ağırlıkta kanser hastalığına yakalanmış ve iyileşmiş kişiler olacak. (Not 1: Tedavi gören kanser hastaları da kendilerini iyi hissettikçe çalışmalarımıza izleyici olarak ve dans etmek için katılabilir)  (Not 2: Kanser türü ne olursa olsun her çeşit kanser hastası katılabilir.) (Not 3: Kanser hastası olmayanlar da gurubumuza katılabilirler.)
    Read the rest of this entry »

    28
    Eki

    A(H1N1) Salgını – Domuz Gribi

    Amerikan Hastanesi hemşirelerinden Radyasyasyon ve Medikal Onkoloji alanlarında sertifika sahibi Kenan Ören’in hazırladığı yazıyı altta okuyabilirsiniz.

    Son günlerde oldukça korkutucu bir hale gelen ve haberlerde sık sık karşılaştığımız Influenza A (H1N1) Domuz Gribi Salgını ile ilgili T.C. Sağlık Bakanlığı ve Dünya Sağlık Örgütü(DSÖ)’nün önerilerini derledim. Ayrıca salgın ile ilgili güncel bilgiye ulaşılabilmesi için ilgili kaynakların internet adreslerini de ekliyorum.
    Read the rest of this entry »

    15
    Eki

    Giydiğiniz T-Shirt ler kanserojen baskılı olabilir

    Bu yazımda sizlerle bugün öğrendiğim birşeyi paylaşacağım.. Hepimizin yaz boyunca giydiğimiz t-shirt’ler üzerine yapılan baskılarla ilgili bir gerçeği paylaşacağım..

    Bugün Lösev’e götürmek üzere baskısız düz beyaz t-shirt ler satın aldım, sonra baskı için arkadaşımın tanıdığı bir baskı atölyesine gittik , babacan bir adam karşıaldı bizi, durumu anlattık, t-shirtlerin gideceği adresi falan da söyleyince adam hassasiyet gösterip sizden para almayacağım dedi… Sevindik tabii , çünkü bu baskıya vereceğimiz parayla daha fazla t-shirt satın alıp daha fazla lösemili çocuğa ulaşabileceğimizi gösteriyordu…

    Neyse adamla konuşurken adam birden bu t-shirtler testlerden geçemez yalnız dedi.. Nasıl yani, anlamadım dedim.. Durumu anlattı…

    Read the rest of this entry »

    15
    Eki

    Bir şeyler değişti Esmeralda!

    Sana en son esmeralda dediğimde “ama ben esmer değilim ki” demiştin. Ben de önemi yok demiştim, sen o gün esmeraldaydın, bense dış kapıda ki bir mandal değildim. Takvimler hangi yılı gösteriyordu hatırlamıyorum, sen hatırlarsan söyle!… aslında tüm bunların da artık hiçbir önemi yok biliyorsun, hayatta bir çok şeyin hiçbir önemi yok…

    Hayat değişti, dünya çok kötü bir yer oldu. ama bilirsin bunların da önemi yok.

    Read the rest of this entry »