Kanser Deneyimleri | Davut Topcan's Blog

Hakkımda

Aradan on yıl geçti ve Kanser tekrar kapımdaydı, bu kez annem değil benim için gelmişti. Mide kanseri! Taşlı Yüzük Hücreli türünde öldürücü bir kanser hücresi. Doktorlar kesin birşey söyleyemiyordu, ölüme hiç bu kadar yaklaşmamıştım! Belli ki bu düşman zorluydu. Zorlu bir savaş beni bekliyordu! * İşte bu site bu savaşın hikayesini anatacak...

Devamını Oku >>

  • Çok Okunan Yazılar

  • RSS Feed'lerime Abone ol!

    Sosyal Medya'da Takip Et!

    Kanser Deneyimleri

    18
    Mar

    Kemoterapi için takılan port

    2007 yılında kansere yakalandığımı öğrendikten sonra, doktorum Nil Molinas Mandel ile tanışıp ilk muayenemi yaptığında bir porttan bahsetmişti, o vakit hiçbir şey anlamamıştım ve heyecanla takılmasını beklemiştim. Doktorum tedavilerin bir kısmının biberon ile yapılacağını söylüyordu. Ben ne olduğuna anlam veremeden ahmak ahmak dinliyordum sadece, olaylar kendi hızında -ki bu bana göre epeyce bir hızlıydı- ilerliyordu.

    İlk kemoterapimi alacağım gün, öğleden önce küçük bir cerrahi operasyonla göğsüme portum takılacaktı. Ameliyat yaralarım henüz tam kapanmadan daha, yeni bir operasyona girmiştim. Sağ göğsümde 3 cm kadar bir kesik ile göğsüme portu yerleştirdiler, operasyon için beni uyutmadılar, o yüzden doktor hemşire ile muhabbet ederken ve fonda çalan tango müziği eşliğinde operasyonum ilerliyordu, bir saatten fazla sürdü. Operasyon sırasnda olan biteni izleyemiyordum, sadece doktorun alet edavat seslerini bastıran müthiş tangoya bırakmıştım kulağımı ve ruhumu, ameliyat, port ya da herkesin lanetleyerek anlattığı ama benim en ufak bir fikrim bile olmadan korkarak beklediğim kemoterapi kimin umrundaydı ki?

    Doktor göğsümde işlem yaptığı bölge ile gözüm arasını kapatan örtüyü kaldırdığında gördüklerim bir an şaşırtmıştı. Göğsümde 3 demir para kalınlığında bir şey vardı, dikişler ile kapatılmış derimin altında duruyordu ama 2 demir para kalınlığı kadarı vücudumun dışında druyordu. Canım yanmıyordu, o şeyin tam ortasına 3 cm uzunluğunda iğne saplanmıştı, iğnenin ardında ise bir serum hortumu… O an o iğnenin oraya nasıl girdiğini ve görünen kısmı dışında göğsüme ne kadarının saplandığı hakkında hhiçbir fikrim yoktu. Hissettirdiği duygu : ÜRPERTİ!

    Ardından odaya çıkarıldım ve doktorum Nil Molinas Mandel’in talimatı üzerine kemoterapi ilaçlarım verildi.. Bu detayı başka bir yazı ile anlatayım.

    Daha sonra koluma hiç iğne değmedi diyebilirim, yapılan bütün tıbbi müdaheleler göğsüme takılan port sayesinde oldu. Biberon denilen şey ise bazı kemoterapi ilaçlarının vücuda 7 günde yavaş yavaş verilmesi nedeniyle biberona benzeyen plastik bir serum içinde ki ilaçlar, biberonun bir metre uzunluğunda ki hortumu ucunda ki iğne ile göğsüme bağlanıyor ve ben o biberon ile bir hafta geziyordum. Hatta ilk LikeMind’a da biberon ile gitmiştim…(hey gidi günler)

    Artık tedavilerim bitmiş olsa da yüksek nüks riski taşıdığım için port benimle birlikte yaşıyor, her altı haftada bir tıkanmaması için port yıkaması yapılıyor. Altta ki video bu periyodlardan biridir, kan ve iğne gibi şeyler görmeye dayanamıyorsanız izlemeyin.

    Kemoterapi Portu Temizleme / 7+ from Davut Topcan on Vimeo.

    11
    Ara

    Kanser hastalarına tavsiye vermeyin! Onların doktorları var…

    anilbebek

    Bu yazıyı kim ne yaşar, nasıl yaşar ya da kim neyi nasıl yapmalı diye yazmayacağım! Bu yazıda gene çoğu zaman yaptığım gibi kendi yaşadıklarım üzerinden başıma gelenleri anlatarak vermek istediğim mesajı okuyucuya ulaştırmaya çalışacağım.

    2007 Yılının ağustos sonları, her sabah yaptığım gibi işe gittim ve çalışmaya başladım, bazı sağlık sorunlarımdan dolayı hastaneye gitmem gerekiyordu, yöneticimden 2 saat izin isteyip hastaneye gittim, 2 saat! hastaneye gidip gelip çalışmaya devam edecektim…

    2 Saat… Read the rest of this entry »

    15
    Eki

    İlk kez ameliyat olacağım korkuyorum baba -1-

    Bu yazımda bir ameliyat öyküsünü anlatacağım dilim döndükçe..

    Hayatınızda hiç ameliyat oldunuz mu? Ben olmamıştım ve ne olduğunu hiç ama hiç bilmiyordum, aslında bilmek de istemiyordum. Öyle güzel bir hayatım vardı ki, hastaneye düşüp kanser olacağımı öğrenmek ve hatta üzerine birinin gelip “iki saat içinde ameliyathaneyi hazırlayın, ameliyat ediyoruz” diyebileceği aklımın ucundan bile geçmezdi..

    Ama oldu! aklımın ucundan bile geçmeyen tüm bu şeyler bir anda olurverdi… hepsi teker teker ve birbirinin ardından sıralı olarak… Birinin soğukluğu daha vücudumu henüz tam olarak donduramamışken diğerinin buz gibi dokusu hücrelerime dokunuvermişti..

    Bu ameliyatın hikayesi bir cuma öğleden sonrasında başlar, önce öğlen vaktiydi, saat 12 gibiydi sanırım… Doktor hızlıca girdi kapıdan yanında bir hemşireyle… buraya bir parantez (

    … çok sonraları o gün amerikan hastanesinin 5B bölümünde ki hemşirelerden biriyle özel olarak konuşma fırsatım oldu -tamam kızı kahvaltı için ayarttım- çıktık konuştuk ve o gün ben oda da beklerken hemşirelerin bulundauğu desk’te gelişenleri anlattı bana… hemşirenin ağzından doktor’un bana kanser olduğumu söylediğinden önce ki 15 dakika;

    Read the rest of this entry »

    15
    Eki

    Şeker ile kanser hücresi avı (PET-CT Çekimi)

    Evet kulağa komik geliyor farkındayım ama durum gerçekten böyle. Kanser hücreleri glikoz ile besleniyor, seviyor artık ne derseniz.. Bundan yola çıkarak kanser hastalığının ameliyat edilemediği ve biopsi yapılamadığı durumlarda tespit edilmesi gerçekten çok zor.

    İşte böyle durumlarda PET-CT denilen bir radyasyon grafisi var. Nedir ne değildir şeklinde değil de kendi başımdan geçen şekilde anlatırsam sanırım daha iyi olur…

    Bu PET-CT çekiminin ücreti halk standardı bir klinikte yaklaşık 3000-5000 TL arasında, hal böyle olunca SSK önüne gelene PET-CT çekilmesine izin vermiyor. Eğer PET-CT çekimi olacaksa öncelikle doktorunuzun bunu isteyen bir yazı yazması gerekiyor.

    Read the rest of this entry »

    15
    Eki

    Alternatif Kanser Tedavisi fiyaskoymuş

    Sevgili günlük, sonunda internet siteleri ve kitaplar arasında kaybolurken tek bir maddelik iyi birşey bulabildim!

    Akşamları bir veya iki kadeh şarap (lakin tekel bayisinden satın alınan değil, hakikaten katkısız düzgün bir üzümden yapılmış) mide kanserinden korunmak için tüketilmesi gereken gıdalar arasında, buna ek olarak şunlar da var;

    • Bol taze sebze ve meyve yemek
    • Kırmızı et, balık ve tavuğun dengeli yenmesi
    • Vücudun ideal kilosuna yakın olması
    • Hareketli bir yaşam
    • Sigara içmemek

    bu maddeler Amerika Kanser Enstitüsü tarafından açıklanmış.

    Read the rest of this entry »

    10
    Eyl

    Kanser hastası olmak dışında, Alternatifim var mı?

    İnsan bir hafta içinde bu kadar çok şey yaşayınca cümlenin neresinden girişeceğini bilemiyormuş.. aslında özet olarak artık ben bir kanser hastasıyım.. ya da şöyle söylemek daha doğrudur; “artık ben kanser ile mücadele eden biriyim.”

    evet KANSER…

    bunu sorgulamıyor, yargılamıyorum.. bu genç yaşımda böyle bir hastalığa yakalandıysam bunun da bir sebebi vardır diyorum ve Allah’a inanan biri olarak ondan gelen herşey kabulümdür, bu benim için bir imtihandır deyip savaşıma devam ediyorum… bundan sonra belki yaşadıklarım , yaşayacaklarım birilerine faydalı olur diye nereden başladım, nereye geldim, neler yapıyorum.. tüm bunları buraya yazacağım… 60 yaşıma gelip hayata ve yaşadığım kötü günlere nanik yaparken belki bunları biri okuyup faydalanacak belki bana bir anı olacak…

    Read the rest of this entry »