Kas
Küçüğüm gittin, artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak
.
Küçüğüm… gittiğin yer benim için cehennem olmadı! en azından bunun için endişelenme… Ama şunu bil ki; senden sonra ben de tanıdığın iyi ruhlu adam olmadım…Kitap 2.bölüm
Aradan on yıl geçti ve Kanser tekrar kapımdaydı, bu kez annem değil benim için gelmişti. Mide kanseri! Taşlı Yüzük Hücreli türünde öldürücü bir kanser hücresi. Doktorlar kesin birşey söyleyemiyordu, ölüme hiç bu kadar yaklaşmamıştım! Belli ki bu düşman zorluydu. Zorlu bir savaş beni bekliyordu! * İşte bu site bu savaşın hikayesini anatacak...
.
Küçüğüm… gittiğin yer benim için cehennem olmadı! en azından bunun için endişelenme… Ama şunu bil ki; senden sonra ben de tanıdığın iyi ruhlu adam olmadım…Kitap 2.bölüm
…. Bunca acıya rağmen o kadar tatlı bir uyku çağırıyordu ki beni bu aldatmacaya kanmamalıydım. Farkındaydım, bıraksaydım bedenimi kuşkusuz orada sonsuz uykuya dalacaktım. Beynim yavaşça debeleniyordu: “ Davut kalk! …….

Kitap 1. Bölüm..
Aşk…
Leyla’sı için çöllere düşen Mecnun, Şirin’i için dağları delen Ferhat, Kerem ile Aslı’nın günümüzde bile insanların özenerek dinlediği ve anlattığı hikayelerin başrollerinde olmalarının yegane sebebi değil mi?
….aşk !
Read the rest of this entry »
Yaklaşık üç haftadır yollardaydım ve yaklaşık üç ay daha yollarda olacağım. Tedavim henüz yeni bitmişken attım kendimi yollara…
Filmi biraz geriye saralım:
10 Ay önce;
70 kiloydum, ofis florasanlarının altında program yazıp hayatıma devam ediyordum. Honda 600 RR motosikletim ve Opel Astra arabam vardı. Hisarüstündeki evimde huzurluydum.
Bu yazımda bir ameliyat öyküsünü anlatacağım dilim döndükçe..
Hayatınızda hiç ameliyat oldunuz mu? Ben olmamıştım ve ne olduğunu hiç ama hiç bilmiyordum, aslında bilmek de istemiyordum. Öyle güzel bir hayatım vardı ki, hastaneye düşüp kanser olacağımı öğrenmek ve hatta üzerine birinin gelip “iki saat içinde ameliyathaneyi hazırlayın, ameliyat ediyoruz” diyebileceği aklımın ucundan bile geçmezdi..
Ama oldu! aklımın ucundan bile geçmeyen tüm bu şeyler bir anda olurverdi… hepsi teker teker ve birbirinin ardından sıralı olarak… Birinin soğukluğu daha vücudumu henüz tam olarak donduramamışken diğerinin buz gibi dokusu hücrelerime dokunuvermişti..
Bu ameliyatın hikayesi bir cuma öğleden sonrasında başlar, önce öğlen vaktiydi, saat 12 gibiydi sanırım… Doktor hızlıca girdi kapıdan yanında bir hemşireyle… buraya bir parantez (
… çok sonraları o gün amerikan hastanesinin 5B bölümünde ki hemşirelerden biriyle özel olarak konuşma fırsatım oldu -tamam kızı kahvaltı için ayarttım- çıktık konuştuk ve o gün ben oda da beklerken hemşirelerin bulundauğu desk’te gelişenleri anlattı bana… hemşirenin ağzından doktor’un bana kanser olduğumu söylediğinden önce ki 15 dakika;
Evet kulağa komik geliyor farkındayım ama durum gerçekten böyle. Kanser hücreleri glikoz ile besleniyor, seviyor artık ne derseniz.. Bundan yola çıkarak kanser hastalığının ameliyat edilemediği ve biopsi yapılamadığı durumlarda tespit edilmesi gerçekten çok zor.
İşte böyle durumlarda PET-CT denilen bir radyasyon grafisi var. Nedir ne değildir şeklinde değil de kendi başımdan geçen şekilde anlatırsam sanırım daha iyi olur…
Bu PET-CT çekiminin ücreti halk standardı bir klinikte yaklaşık 3000-5000 TL arasında, hal böyle olunca SSK önüne gelene PET-CT çekilmesine izin vermiyor. Eğer PET-CT çekimi olacaksa öncelikle doktorunuzun bunu isteyen bir yazı yazması gerekiyor.
Bugün , bu aralar çektiğim acıların da artmasından olsa gerek araştırmalarımı yeniden yoğunlaştırdım. Levent Hocam ziyaretime geldi bugün, Gen Terapisinden bahsetti , araştırıp baktık nedir ne değildir diye.. Sonra Ohio State’de Gen Terapisi konusunda araştırma yapan Prof. Dr. Carlo M. Croce’ye e-mail[1] yazdık, bakalım cevap gelecek mi ? ya da ne gelecek bekliyoruz..
Altta www.genbilim.com adresinden aldığım bilgi var, bilgi pdf formatında olduğu için link vermek yerine kopyalamayı tercih ettim.
—— Gen Terapisi nedir? nasıl uygulanır? uygulanabilirliği tescil edilmiş midir? —–
Hastalıkları tedavi etme ya da fiziksel etkilerini azaltma amacıyla hastanın vücuduna genetik materyalin sokulması, tıp tarihinde bir devrim olmuştur. İlk başlarda genetik hastalıkların tedavisi amacıyla planlanan gen terapisi artık, kanser, AIDS gibi diğer pek çok hastalığın tedavisi için de kullanılmaya başlanmıştır.
Eğer ille de bildiğimiz siyah çaylardan içeceksek teee amcasının sri lanka’sından ithal edilen , ülkemizde kaçak çay olarak bilinen ceylon çayını tercih etmenin sağlık açısından hiçbir artısı yok. Sadece tat farkı var hepsi o kadar… (ben ısrarla yeşil çay öneririm o ayrı)
Milliyetçilik yapacak değilim ama kendi ülkemizde üretilen, -bol bol üretilen- güzelim çaylar varken ithalat ile saçma sapan bir harcama yapmak hiçte akıllıca değil. 1 kg Kaliteli bir çaykur çayı 8-10 TL iken, 1 kg ithal Ceylon çayı 30 TL civarında…
Sevgili günlük, sonunda internet siteleri ve kitaplar arasında kaybolurken tek bir maddelik iyi birşey bulabildim!
Akşamları bir veya iki kadeh şarap (lakin tekel bayisinden satın alınan değil, hakikaten katkısız düzgün bir üzümden yapılmış) mide kanserinden korunmak için tüketilmesi gereken gıdalar arasında, buna ek olarak şunlar da var;
bu maddeler Amerika Kanser Enstitüsü tarafından açıklanmış.
İnsan bir hafta içinde bu kadar çok şey yaşayınca cümlenin neresinden girişeceğini bilemiyormuş.. aslında özet olarak artık ben bir kanser hastasıyım.. ya da şöyle söylemek daha doğrudur; “artık ben kanser ile mücadele eden biriyim.”
evet KANSER…
bunu sorgulamıyor, yargılamıyorum.. bu genç yaşımda böyle bir hastalığa yakalandıysam bunun da bir sebebi vardır diyorum ve Allah’a inanan biri olarak ondan gelen herşey kabulümdür, bu benim için bir imtihandır deyip savaşıma devam ediyorum… bundan sonra belki yaşadıklarım , yaşayacaklarım birilerine faydalı olur diye nereden başladım, nereye geldim, neler yapıyorum.. tüm bunları buraya yazacağım… 60 yaşıma gelip hayata ve yaşadığım kötü günlere nanik yaparken belki bunları biri okuyup faydalanacak belki bana bir anı olacak…