Ara
2007 – 2008 ve 2009′da
Bu yazı aslında 2009 sonuna doğru başlığıyla son bir yılımı nasıl geçirdiğimi anlatan bir yazı olacaktı ama farkettim ki son 3 senem berbat geçmiş ve hepsini birden kaleme almakta fayda var.
Son üç yılı timeline (zaman çizgisi) üzerine dizelim;
* Ocak 2007′den Eylül 2007′ye kadar;
90 Kiloyum, deliler gibi yemek yiyorum, önümde bir fili kurban etseler yarısını yerim. Bu günlerim uzun sürmüyor, Göğüs ağrısıyla bailayan huzursuzluklar , yemek yiyememek ve kilo vermeyle devam ediyor. Fena sayılmayacak bir kazancım var, araba aldım. İlk arabam ya en popüler ismi takıyorum “Abbas”. Yavaş yavaş kilo vermeye devam ediyorum. Abbas ileri abbas geri. Bazen sahil kıyısı abbasla, bazen küçük çapkınlıklar. Hayat abbas ve bana güzel ama bir şeyler ters gidiyor işte.
* 1 Eylül 2007
Ameliyat oldum, midemin tamamı, dalağımın tamamı alındı. karnımda beni ikiye bölü yeniden dikmişler gibi bir dikiş izi.. Görsen korkarsın yani. Ben alıştım korkmuyorum…
Kanser olduğumu öğrendikten bir gün sonra ameliyat… Tecavüze uğramış gibiydim ve zevk alamıyordum bile.
* Kasım 2007
İlk kemoterapimi almak için bekliyorum, kemoterapi nasıl birşeydi? canım ne kadar yanacaktı? yanmaz mıydı yoksa? Spor salonundan iki ay önce bir yıllığına aldığım üyeliğe devam edebilir miydim kemoterapi alırken? çalışabilir miydim?
Hayır diyordu doktorlar, tek yapmam gereken güçlü olmaya çalışıp kemoterapileri kolay geçirmeye çalışmaktı. Kumaş sağlam o yüzden en ağır dozları uygulayacağız diyordu Nil Molinas Mandel , Nil Hanım’ın anaç tavırları endişelerimi dindirip gaza getiriyordu beni.
* Aralık 2007
Saçlarım döküldü. kel olmuştum. çok kanser hastasıyla konuştum sonralşarı. herkes benim gibi , en güçlü olanlar bile banyoda saçlarını yıkarken ellerine bir tutam saçın gelmesiyle hüngür hüngür ağlamış. Kanserin kırılma noktası bana göre bu. evet evet kanserin kırılma noktası tam olarak budur. Duştan çıkarsın aynaya baktığında kafan türkiye haritası gibi olmuştur. belli yerlerde saçlar kalmış büyük bir kısmı kel.
End of The 2007 , Hoşgeldin 2008!
*** Kemoterapilerin ortasındaydım, 2007 kayıp gidiyordu avuçlarımızdan ve zaman öyle hızlı geçiyordu ki, iki ya da üçüncü kemoterapilerimi alacaktım. Zamana dur diyemiyorduk, bilindik bir kaç şey vardı. Evim ve o sıralarda Amerikan Hastanesi’nde tedavi görüyordum, hastanem vardı. Uzatmalı bir kızı da kanserin gelmesiyle göndermiştim hayatımdan, yalnızdım. Hemşirelerime çiçekler götürdüm yılbaşı hediyesi. Sevindik.
* Mart 2008
Kemoterapilerim bitti. Bu sefer de radyoterapilere hazırlanıyordum. Ahmet Öber yapacaktı radyoterapilerimi, bu sefer de radyoterapiyi merak etme süreci başlamıştı. Bunun yan etkileri ne olacaktı..
* Nisan 2008
Radyoterapim başladı, 1,5 ay kadar sürdü, çok rahat bir tedaviymiş. çiziyorlar senin vücudunu tedaviye başlamadan önce sonra hergün gidip 3 dakika radyasyon odasında dııııııt sesiyle kendinden geçip dönüyorsun eve.. Annem ve babam da hafife almışlardı bu tedaviyi. Abbasla ben gidip geliyorduk hastaneye.
Ahmet Öber dik dur diye uyarıyordu beni, uzun boylu insanlarda genel problemmiş hafif kambur durmak… O zamandan beridir dikkat ederim omuzlarım dik ve başım yukarıda olmasına.
* Mayıs 2008
Radyoterapilerim bitti ve hafiften saçlarım çıkmaya başlamıştı. GATA askerlik yapmayacağıma dair bir belge vermişti. Yıllarca gitmemek için açık öğretim fakültelerinin yolunu eskittiğim askerliği yapmayacaksın demeleri hafif de olsa üzmüştü.. Onca zaman kaçtığım askerlik… yapmayacaktım..
* Haziran 2008
Kendimi toplamıştım, tedavilerim bitmişti. Dalış takımlarımı ve eşyalarımı bagaja atıp şortumu giyip kıyı turuna çıktım. Antalya , kemer, kaş gitmediğim yer kalmamıştı. O kadar çok gezdim , gördüm ki rusçam bile ilerledi
* Temmuz 2008
Kuş yuvaya döndü, İstanbul’a geldim. İşe başladım. Axa Sigorta bilgi işleminde bilgisayar programcısı olarak çalışıyordum ve işime geri döndüm.
Aynı tarihlerde motosiklet aldım, Honda 600 RR saatte 280 km/h hızla gidebiliyordum. Kanseri yenmiştim ya, hayat artık bambaşkaydı, dilediğimi yapabilirdim. Meğer değilmiş. Hayatta ne atlatırsan atlat ne yaşarsan yaşa bazı kurallar ayağına hep rahatsız edici bir bağ olacak. Bunu uzun zaman sonra anladım tabii..
Kanseri yenmişim, aylardan yaz, kızlar güzel, hız yapmak harika. İtiraf etmeliyim hayatımın en güzel günleriydi. Yaz öylece geçti.
Yaz sonuna doğru kaza yaptım. Saatte 150 km hızla giderken bir viraja girdim, virajı alamadım ve bariyerlere girdim, uzun süren taklalar asvaltta sürüklenme sonucu kalçamı, kaburgalarımı ve omzumu kırdım. Hastaneye kaldırıldığımda hemşirelerle dalga geçtim. Bana kızdılar, olsun hayattaydım ve ben bile buna inanamıyordum.
**
Arada bir boşluk bırakayım
**
* Ekim 2008
Ani bir kararla evlenmeye karar verdim. Tüm kırıklarım, ben ve ikna ettiğim bir kız evenecektik. İkna kabiliyetim yüksek olmalı. Bunu şimdi anlıyorum. Bir sürü masraf girişim derken evliliğe 15 gün kala ayrıldık. (gerçekten benim suçum değil)
* Aralık 2008
Yeniden yalnızdım, yalnızlığım ve ben harikayız , olsun gider kendimize yeni bir hayat kurarız derken yeniden rüzgarlar ters yönden esmeye başladı. Ya da ben rüzgarın aksi yöne çok hızlı gidiyordum. İkisi de farketmiyordu , nasıl olsa benim aleyhime işliyorlardı.
Midesiz hayatım harika gidiyor derken, birden yemek yiyememeye başladım. Çoğu zaman geçmesi kolay olsun diye çorba içiyordum ama onu bile kusmaya başladım. İşe gidemez oldum. Amerikan Hastanesi’ndeydi doktorlarım, yaşam kalitem dibe vurmuştu ve ben bana ne olduğunu öğrenmek için sabırsızlanmaya başlamıştım, hastaneye sık sık gitmeye ve doktorlarımı sıkıştırmaya başlamıştım. Bu süreçte iki kez endoskopi ve testler sonucunda ne olduğu anlaşılamadı.
* 01 Ocak 2009
Yapılan son test PET CT sonucunda kanserin nüks ettiğini öğrendik ve doktorum Nil Molinas Mandel 12 kür kemoterapi yapmaya karar verdi. 01 ocak 2009 günü zor bir kemo sürecine yeniden başlamış oldum.
15 Ocak 2009
Boğaz manzaralı evimin kirasını ödeyemeyeceğim için babam gidip berbat bir ev tutmuş. Adam İstanbul yabancısı. Evin duvarlarından su akarken ben o evde kanseri yenmeye çalışıyordum.
Şubat 2009
Hisarüstü’nde hem uygun fiyatlı hem de şahane bir ev bulabildim. Hızlıca taşındık. Tedavilerim iyiye gitmeye başladı.
* Mart 2009
LikeMind’ı keşfetim bir sürü güzel insanla arkadaş oldum. Arkasından yakın zamanda Her Şeye Rağmen Yalnız Değiller Projesini başlattım.
FriendFeed’e üye oldum önce kimse umursamadı, sonra birgün anlamadığım bir şekilde trafiğim yükseldi, bir sürü değişik yerden insanlar girip bir yazımı okuyordu. Sonra kaynaklara bakınca arkasınbda Müge Cerman (ablam) olduğunu fark ettim. Yazılarımı keşfetmiş ve blogumu profilinde paylaşmaya başlamıştı.
Diğer yandan maddi rüzgarlar benim için o kadar da iyi esmiyordu. Abbasla yolları ayırma vakti gelmişti, arabamı sattım ve maddi açıdan biraz rahatladım.
Arabamı sattığım günün sabahı arabayı teslim etmek için çıkıp giderken annem pencerede göz yaşlarına boğuldu. Ben ise hastalığıma ve tüm duygusal parçalanışıma rağmen ayakta durmalıydım. Durdum. Annem hala yeni araba alacaksan git aynı arabadan al diyor. 99 model opel astra cd hb
Haziran 2009
Kemoterapiler bitti ve Her Şeye Rağmen Yalnız Değiller projesi için sponsor desteğiyle yollara düştüm, dere tepe gezdim, tedavimin bitmesinin de sevinciyle Türkiye turu yaptım. Kanser hastalarını ziyaret ettim.
Ekim 2009
Türkiye turu bitti ve istanbula döndüm, ben Türkiye’yi turlarken bir kez evime hırsız girdi, bir kez de evimi su bastı. (Canım sağolsun:) )
12.11.2009
Güzel bir gelişme oldu. (gerçekten güzeldi)
28.12.2009
Sorunlarımın büyük bir kısmını çözdüm.
30.12.2009
Sorunlarımın kalan kısmını da çözdüm. (Teşekkürler http://TuyKalem.com )
31.12.2009
2009 sağlık , mutluluk ve sevgiyle tertemiz bitecek derken,
Gene ailemden ve sevdiklerime uzaktayım. Gene bir yılbaşı, Bir de senden gizlediğim şeyler var, ağrılar çekiyorum,,,
Çok yalnızım be günlük…


Aralık 31st, 2009 at 19:35
hiçte yalnız değilsin Davutçum. fiziki olarak yalnız olabilirsin ama kalbimiz
hep seninle. 2010 yılında daha sık görüşmek, hatta yüzyüze görüşmek umuduyla.
İyi seneler
Beğendim veya Beğenmedim:
0
0
Aralık 31st, 2009 at 19:55
canım benim nice mutlu huzurlu sağlıklı yıllar bizleri bekliyor ama bu ağrılar konusunda yapılması gereken şeyler olmalı…
Beğendim veya Beğenmedim:
0
0
Aralık 31st, 2009 at 21:10
Sevgili Davut;
Sen ve Simto benim kahramanlarımsınız, ne zaman bir şeylere
vızıldanmak istesem, sizleirn hayata dört elle sarılması ve yüzünüzdeki
gülümsemeyi hatırlayıp kendime geliyorum. Seni tanıdığım için çok
mutluyum, hep daha iyiye ve hep daha güzele gidecek hayat yolculuğunda,
paylaşımlarını severek takip etmeye devam edeceğim.
Sevgi ve ışıkla kal…
Beğendim veya Beğenmedim:
0
0
Aralık 31st, 2009 at 23:21
[...] This post was Twitted by JohnWSerra [...]
Beğendim veya Beğenmedim:
0
0
Ocak 1st, 2010 at 20:10
yahu biliyomusun o kadar samimi anlatmışssın ki herşeyi o kadar yakışıyo ki cümlelerin sana…insanın senin yaşadıklarını yaşayası geliyo…yanlızlığını paylaşabileceğin bir kişi var unutma…:)))
Beğendim veya Beğenmedim:
0
0
Ocak 5th, 2010 at 18:49
Davut ‘her şeyi boşver desem’ anlamı yok biliyorum.Anlamsız kelimelerle canını sıkmayayım.Sadece şunu söyleyebilirim .Yapmak istediğin hiçbir şeyi erteleme. Çok sağlıklı insan tanıyorum belkide senin yaptıklarının onda birini bile yaşamamıştır(bende dahil) Önümüzdeki onlarca yıllarda da senin yazılarını okumak isterim ,sağlıklı ve huzurlu,mutlu yıllar sana gelsin inşallah.
Beğendim veya Beğenmedim:
0
0