Ağu
Durumlar 2
En son 4 ay önceydi sanırım durumlar yazısını yayınlayışım, onun üzerine ameliyat oldum, doktor oniki kürlük bir kemoterapi protokolü yazdı, bu protokolün altı kürünü bir buçuk hafta önce tamamladım. Kemoterapilerde genellikle doktorlar yarısı bittikten sonra hastayı komple kontrolden geçirip uygulanan tedavinin sonuçlarını görerek tedaviye devam edip etmemeye ya da başka bir kemoterapi ilaç serisine başlamaya karar veriyorlar.
Bugün benim kemoterapilerimin yarısından sonraki kontrol günümdü, kontrol için detaylı bir pet-ct çekildi. Durumlar ne yazık ki pek iç açıcı değil. Yarın akşama detaylı raporu yazacak doktor ancak pet-ct sonrası kendisi ile yaptığım konuşma sonrası üç ayrı yerde metastaz(sıçrama) olduğunu öğrendim. Bunları zaten istanbula gelmeden önce ben hissediyordum ama tetkikler yapılmadan isimlendiremiyordum. Şöyle ki;
1- Belimin sağ tarafında kemik metastazı : Bundan iki hafta kadar önce manisada bir şey kaldırırken belimde bir ağrı hissettim, o ağrı belimin sağındaki kemik metastazı ile ilgili hissettiğim ilk ağrıydı, kendi kendime ağır kaldırdığım için olmuştur diye düşündüm. Hatta dün istanbula geldiğimde bu ağrının biraz arttığını hissettim ve manisaya dönünce bir röntgen çektirip onun da icabına bakarım diye düşünürken bugün doktorum, önce kemik metastazı dedi, anlamadım deyip yüzüne bakınca tam belimin ağrıyan yerini gösterip “burası ağrıyor mu?”deyince evet dedim… İşte tam oraya sıçramış kanser dedi… kala kaldım..
2- Bir kaç aydan beri gene belimde, omurilik civarında uzun zaman oturunca ağrı hissediyordum, koltuklar rahatsızdır herhalde dedim, oturma pozisyonum kötüdür falan deyip geçiyordum, bugün doktorum, ikinci metastazımın omurilik üzerinde olduğunu söyleyince o ağrımı da aydınlığa karanlık bulutlar içinde kavuşturmuş olduk.
3- Altıncı kemoterapiden sonra yani bir buçuk hafta önce eve geldiğim andan itibaren beslenmemde de bir problem vardı, yediklerimi yutabiliyordum ama yediklerim yemek borumdan geçerken sanki oradaki bir yaraya dokunarak geçiyordu ve canımı yakıyordu, istanbula gelmeden bir gün önce annem ve babamla konuşuyorduk onlara da çok şaşırmasınlar diye biraz ipucu verdim. Çünkü bunun özafagusta bir metastaz olduğundan neredeyse emin gibiydim (buna da deneyim demek lazım) annemlere bu “iyiye işaret değil istanbula gittiğimde benden çok iyi haberler beklemeyin bu kez yapılan kemoterapi bana iyi gelmedi” şeklinde bir konuşma yaptım. İçini ferah tut oğlum gibi şeyler söylemiş olsalar da onların da huzuru kaçtı ancak bilinçaltlarında bu kötü sonuca kendilerini hazırlamaya da başladılar bundan eminim. ve sonuç olarak doktor bugün üçüncü yumurtayı da çıkarttı bir anda, evet özafagusumda yani yemek borumun altında da kanser tekrarlamıştı.
Günün sonunda elimizde bir yakın iki tane de uzak metastazımız oldu. Doktorlar kemikteki ağrılarımı radyoterapi ile keseceklerini ve kanseri durdurabileceklerini söylüyor… Hani kanser hakkında sadece hasta pozisyonunda olsam bu cümleye çok sevineceğim ama sevinemiyorum. Çünkü artık palyatif dönem denilen evreye girmiş bulunuyorum. Palyatif dönemde artık hastanın iyileşmesi değil daha çok ağrılarını dindirmeye yönelik tedavi uygularlar. Radyoterapi ile de zaten belimdeki ağrılarımı dindirmeye yönelik bir tedavi yapacaklar, tüm kemoterapi sürecim yeniden planlanıp sıfırdan başlanacak.
Evet, moralim bozuk! bozuk mu? bombok..kızlar siz burayı okumayın, (çocuklar gibi deli gibi ağladım) ölüme bir kaç adım daha yaklaştım… En azından mevcut kemoterapileri bitirip, ispanya’da bir kaç ay yaşayabilirim diye hayal ediyordum, galiba olamayacak. Enayi gibi 5 yıllık pasaport aldığıma mı yanayım? (sanki beş yılım varmış gibi) Yoksa kısa süreli de olsa hayal kurduğuma mı?…. Aptalın tekiyim ben.. (hani iyi bakın ömrünüzde daha aptalını göremezsiniz çünkü…)
Her neyse, durumlar böyle işte, boktan! moralim bozuk, aklım karışık, kafam darmadağın, bu gece hastanede kalacağım, güzel bir uykudan sonra belki yarın daha iyi olurum…
Son olarak sizinle bugün pet-ct çekimi öncesi yaşadığım ilginç bir olayı paylaşacağım;
Pet-ct çekimi öncesi damardan fdg denilen radyoaktif katkılı bir madde ve sakinleştici verip bir saat kadar haraketsiz bekletiyorlar, bekleme odasında 45 dakika uyuduktan sonra görevli odaya girdi uyandım, ilaçlı bir su içmem için oturmamı söyledi, doğrulup oturduğumda tam karşımda askının üzerinde bir kelebek kanatlarını hızlı bir şekilde çırpıyordu, tekra baktım kelebek hala orada, görevliye “şu kelebeği görüyor musunuz?” dedim, adam baktı, “hayır” dedi, ben tekrar baktığımda göremedim… Ama önce gördüğüm hayal falan değildi, çekimden önceki son 15 dakikamı o kelebeği arayarak geçirdim.
Çekimler bittikten sonra çıkıp hayyam pasajına nikon D70s body bakmaya gittim, henüz alamasam da, dürüm yedim, taksime gittim, çimenlerde yattım öle avare bir günün sonunda şimdi hastane odamdayım işte.. Tam davut usulü…
Şimdi geleneksel durum değerlendirmemizi yapalım ve bu yazı da burada bitsin ;
İhtimaller şöyle;
Radyoterapiler ağrılarımı hafifletecek ve kemikteki kanserin ilerlemesini belki durduracak, kemoterapiler sıfırdan başlayacak ve ben bilmiyorum ama sanırım artık pek zamanım kalmadı.
Bundan sonra elimde fotoğraf makinamla ölüme giden bu yolda sağlığım elverdikçe gezip fotoğraflar çekip buralardan yayınlamayı planlıyorum.
Kendinize iyi bakın, görüşmek üzere…
(ha yazmayı unutuyordum, yılın aptalı olarak bir de sanki çok yaşayacakmışım gibi gittim bir internet sitesi açtım http://www.foodtripinturkey.com/tr herhalde bu da başarısız ve sahipsiz bir girişim olarak tozlu raflarda yerini alır.. )
Not: Değerli okuyucu, yazdıklarımdan öyle pes ettiğimi ya da havlu attığımı falan düşünmeyin, öyle bir durum yok. Kabul edersiniz ki durum cidden boktan, doktorlar gene bir tedavi planı belirleyip elinden geleni yapacak bense tedaviden arta kalan zamanda kendimi dağa taşa vuracağım. Endişeye mahal yok.

Ağustos 12th, 2010 at 00:07
davutcuğum umarım ilk ihtimal
“Radyoterapiler ağrılarımı hafifletecek ve
kemikteki kanserin ilerlemesini belki durduracak”
gerçekleşir ve eski sağlığına kavuşursun
acılarını hafifletecek bu tedavi yöntemi
kanseride tamami ile yok etmesi temennisi ile sağlıcakla dostum.
ramazan ayının ilk günlerinde dualarım senin ile olacak.
f.ferdi durusulu
Beğendim veya Beğenmedim:
0
0
Ağustos 12th, 2010 at 00:20
Benim tanidigim Davut bu degil. Benim tanidigim Davut kafasina koydugu her$eyi ba$arir. 5 yillik pasaport aldiysa onu 5 hatta 10 yil kullanir. Yurtdi$i macerasindan bikinca da Istanbul’a döner ve geçen haftasonu konu$tugumuz gibi beraber ev arkada$i olup YA$AR gideriz. Birdaha böyle yazilar görmek istemiyorum abicim. Gel beraber küfür edelim
En kisa zamanda tekrar görü$mek üzere Not : Ilk firsatta muzlu frozen ismarlayacaksin bana bu arada
Beğendim veya Beğenmedim:
1
0
Ağustos 12th, 2010 at 01:12
Selam Davut;
Seninle tanışmıyoruz fakat sosyal medya denen bok sayesinde biliyorum seni, elimden geldiğince takip ve takdir ediyorum. Son yazını okuyana kadar sana birşeyler yazmak aklımın ucundan bile geçmemişti fakat son yazın bana geçmişimi hatırlattı, umutsuzluklarımı, çıkmazlarımı ve zorluklarımı hatırlattı ve yazmak istedim.
Hayır, kanser vücudumda hiç yer etmedi. Böyle bir dertten bahsetmiyorum. Belki daha hafifini belki de daha ağırını yaşadım. Bunlardan bahsetmeye de gerek yok. Sadece şu an hissettiklerini çok iyi anlayabildiğimi söyleyebilirim.
Tam köşeye sıkışmışlık, herşeyin istediğin gibi olmaması, zamana sığamamak hatta zamana sıkışmak, geleceğini görememek, sırtını dayayamamak, bir sonuca varmayan uzun düşünceler. Bunları takip eden ağlama nöbetleri, göğsünün üzerindeki baskı, omzundaki büyük yük, insanlara karşı olan sorumlulukların, hayaller, planlar, arkadaşlar ve daha birçok şey. Beyin hallaç pamuğu gibi olur. Böyle kafatasını kırıp ellerinle beynini çıkarmak ve bir leğen çamaşır suyunun içine atmak istersin. Beklesin orada hem beni yormasın, hem de kendisi temizlensin. Çünkü kirlisi, dolusu, siyahı, kanayanı bir fayda etmiyor diye düşünürsün.
Ediyor arkadaş! O kararmış, siyah, kanayan beyin fayda ediyor insana. Şu an senin için belki de çok güç buna inanmak. Belki eeh diyip okumayı burada kesersin. Kesme! Asıl söyleyeceklerim şimdi başlıyor.
O kara kara kanayan beyin vücuduna akıtıyor tüm karasını. İçini karartıyor. Sana düşman oluyor. Savaşman ı istiyor onunla. Yani bir beyin daha yaratıp ona karşı koymanı istiyor.
Düşün işte, yeni bir beyin yaratmak, ne kadar imkanlı? Ne kadar mümkün? İmkansız mı?
Kesinlikle değil arkadaş! Ben başardım, tam beynim kara kara kanamaya başladığında, tam beni ele geçirmek için fırsat kolladığı anda ben ihtiyacım olan o diğer beyini yarattım. Kolay olmadı.
Nereden başladım biliyor musun? Yeni bir dünya yarattım. O kara kara kanayan beynimi kullanarak parıl parıl parlayan bir dünya yarattım. Yeni beynimi bu dünyada oluşturdum. Eskisine dair hiçbirşey yoktu bu dünyada. Somut hiçbirşey yoktu. Dokunamıyordum, göremiyordum, koklayamıyordum ama hissedebiliyordum. Hissedebilirsen zamanı geldiğinde dokunabilirsin, görebilirsin, koklayabilirsin. Hissedemezsen hepsi kabak tadı verir.
Sen de böyle başlayacaksın. O kara kara kanayan beyninle parıl, parıl bir dünya yaratacaksın. O dünyada yeni beynini oluşturacaksın. O beyninle düşüneceksin, tartacaksın, karar vereceksin. İnan bana birgün o kara kara kanayan şey beyin olmaktan çıkacak, bir kavanozda önüne gelecek ve sen ona bakıp çok büyük bir düşmanı göreceksin.
İnsanoğlunun verdiği en büyük savaş kendi beyniyledir. Sen bu savaşı kazanırsan eğer önünde kimse duramaz.
O yüzden arkadaş vakit kaybetmeden yaratmaya başla kendi dünyanı. İçine istediğin herşeyi koy. Seni mutlu eden herşeyi. Fotoğraf mı? Koy! İspanya mı? Koy! Kotasız bir dünya, ne istersen koy. Sadece sana özel.
İnsanlar bunu beyni kara kara kanamaya başlamadan anlayamaz. Sana yemin ediyorum ki bunu sana moral olsun diye söylemiyorum. Bu senin şansın, şansını iyi kullan.
Pes etme, neresinden istersen orasından başla!
Yarat kendi dünyanı!
Not : Bunları sana isim vermeden yazmak istedim, kim olduğumu bilme diye. Yeni dünyana merak da koy diye.
Beğendim veya Beğenmedim:
0
0
Ağustos 12th, 2010 at 06:54
Sevgili Davut tecrübeli bir hasta olabilirsin, ama daha önce azimle
başardın, yine başarabilirsin. Bezginlik ve pes etme kelimeleri benim
tanıdığım Davut’la örtüşmüyor. Savaşa devam, ne gerekiyorsa, nasıl
yapılacaksa öyle. İspanya neden hayal oluyor, doktor gidemezsin mi
dedi. Almayı planladığın fotoğraf makinenle beraber, bize oralardan yazarsın
“foodtrip” deneyimlerini. Yol zorlu, ama tanıdığımız Davut da inatçı,
hem de nasıl inatçı. Moralini yüksek tutup, yarın yokmuş gibi kendini
akışa bırakıp yola devam. Dostların yanında ve yakınında.
Yolun ve bahtın açık olsun.
Sevgi ve ışıkla kal…
Beğendim veya Beğenmedim:
0
0
Ağustos 12th, 2010 at 09:25
Tamam durumlar pek iç açıcı gözükmeyebilir. Ama sen de
sıradan bir hasta değilsin . Bu hastalık kiminle dans ettiğini bilmiyor.
Hep beraber yenecez bunu. Biz “sana mutluluk veren aile olarak”
(senin deyiminle) hep yanındayız. Zor ama kazanacağımız süreç ben
inanıyorum.
Beğendim veya Beğenmedim:
0
0
Ağustos 12th, 2010 at 10:40
Seninle aynı savaşı veren ve seni takip eden bir sürü kader arkadaşın
olduğunu hatırlatmak istiyorum.Bu hastalığı ne olduğu belirsiz bir
tünele benzetiyorum,ya çıkışın olduğuna inanıp,arada bir
görünüp kaybolan ışığa doğru yöneleceksin(hatta yönünü bile bilmeden)
ya da tünelin bir köşesinde oturup kendine tepeden acıyacaksın.
Bende annemi 6 yıl önce kaybettim ve bu lanet hastalık şimdide ablama
yapıştı,midemde tuaf bir sancı var korkularım diz boyu,ağlama krizlerim
en kuytu köşelerde yakalıyor,ablamı kaybetmek istemiyorum sen ve
senin gibi hiç bir hastayı,helede bu kadar savaşmışken.
o yüzden kes şu lanet doktorların(Allah değil onlar) zırvalamalarını ve
seni dibine kadar sınayan Allahtan umudunu hiç kesme.Her güne Allah
büyük diye başlıyorum,inan bana en az senin kadar yakınlarında acı
çekiyor,gitme davut kal yürekten istersen neden olmasın ki….
Bende yazılımcıyım yazılımcı gibi düşün ve bu projeyi bitir.
Beğendim veya Beğenmedim:
0
0
Ağustos 12th, 2010 at 10:56
Banu’nun yazıdıklarını okudum şimdi. Çok doğru söylemiş. Tamam durumlar pek iç açıcı gözük müyor ama sen normal bir adam mısın Allah aşkına. Normal olsan 1. yi 2. yi 3.yü atlatır mıydın? Bu kadar deli olduğun için kanser seninle savaşıyor. Her seferinde de icabına bakıyorsun. Bana tıp diliyle konuşma, bedeninde ki yaralardan da bahsetme. Bana hayallerinden bahset, foodtripinturkey’den ve İspanya’dan bahset. Bunlar hedefinde oldukça kansere nispet yapmaya devam edeceksin. Uzaktan bir nanik yapmak da o deli avatar yüzüne de çok yakışacak
Beğendim veya Beğenmedim:
0
0
Ağustos 12th, 2010 at 11:25
Ben bu azmine hayranım.
Önceki yorumlarım gibi geçmiş olsunlarla değil, bugün sadece bunun için yazmak istedim buraya.
Güzel kal, senin bu hevesine imrenme ile bakan bir kadın var burada.
Beğendim veya Beğenmedim:
0
0
Ağustos 12th, 2010 at 14:07
heyyy dur bir dakika!!! ben o foodtripten istiyorum bir kere. ama onu bırak da ispanyaya giderken beni de al be hadi
söz cadılık yapmam, uslu dururum, dırdır da etmem. 50000 kere yendiğin kanserin lafını etme şimdi. henüz son söz sözylenmedi, onu da ancak sen söylersin
Beğendim veya Beğenmedim:
0
0
Ağustos 12th, 2010 at 18:27
Merhaba davut, ne zamandır takip ediyorum seni ve bana hiç zamanın az kalmış gibi gelmedi çünkü benim tanıdığım davut gayet güçlü,azimli…ve eminim bunu da yeneceksin:) ispanya ‘ya belki burdaki arkadaşlarla bir tur ayarlayıp hep birlikte gideriz olma mı:) ben de çok merak ediyorum bir türlü gidemedim…hem eminim objektifinden çokkkkk daha güzel fotoğraflar çıkacak ve bizde gülümseyerek bakıcaz hepsine:) Ayrıca son kanser yenici avatarını da çok beğendim
Bunu da yeneceksin eminim ben…
Beğendim veya Beğenmedim:
0
0
Ağustos 12th, 2010 at 20:18
Her şey çok güzel olacak Davut göreceksin.Senin azmin yeter.Ne olur kendini bırakma.Biz hep yanındayız.:)
Beğendim veya Beğenmedim:
0
0
Ağustos 16th, 2010 at 00:32
Sevgili Davut,
Annem geçen gün seni sordu. Ne yapıyor? dedi. Ben de “Tedaviye tam gaz devam ediyor” şeklinde cevap verdim. Annem de karşılık olarak “O bir kahraman” dedi, “sevgilerimi ilet”
Sen bir kahramansın. Savaşa devam.
Beğendim veya Beğenmedim:
0
0
Ocak 17th, 2011 at 20:36
**YOUTUBE VIDEO REVIEWS ON THE HOTTEST ELECTRONICS OUT**…
#1 SITE FOR THE LATEST REVIEWS ON THE HOTTEST TECHNOLOGY HITTING THE MAINSTREAM!…
Beğendim veya Beğenmedim:
0
0