27184_371840833298_683923298_3553789_2854548_n

Geçen cuma bağırsak düzensizliği gibi başlayan, pazartesi itibariyle yoğun ishal sancılarına benzeyen sancılarla kendimi Amerikan Hastanesi’nin acilinde buldum, gastreontoloji doktorum Kasım Kazbay ilk müdehaleyi yaptı, hemen hastaneye yatışım yapıldıktan sonra sancılarımı kesmek üzere serumlar bağlandı. Ardından öğleden sonra hızlıca endoskopiye girdim, endoskopi sonrasında Kasım hoca şunları söyledi, anostomoz bölgesinde enflamasyon vardı ve bu bölgeden parçalar alıp patolojiye göndermişti, yani türkçesi, eski ameliyat yerinde ödem var gibiydi. Ama ağrılarımın nedeni bu ödem değildi, sonrasında tomografiye girdiğimde kalın bağırsak içinde bir büyüme gözlemlendi. Bunun üzerine Kasım hoca salı sabah kolonoskopi ile kalın bağırsağa da bakıp oradan da parça alıp patolojiye gönderdi.

Günün sonunda öğrendikki sancılarımın sebebi kalın bağırsak içinde büyüyen tümör gibi birşeymiş, bunu araştırırken anastomoz bölgesinde kanserin yeniden tekrarladığını da öğrenmiş olduk.

Evet 3. kez kanser tekrarladı vücudumda… Yapacak bir şey yok, günün sonunda hepimizin gideceği yer aynı o yüzden ölümle ilgili konuları kafama pek takmıyorum, sadece gelecek süreçte ameliyat ve yeniden kemoterapi süreci yani çekeceğim acıların tarifini bilmek biraz ürkütüyor…

Hayatım boyunca gerçekçi oldum, bu çerçevede ihtimalleri yazacak olursak şöyle;

  • 1- Önce ameliyat, sonra kemoterapi olabilir,
  • 2- Önce kemoterapi ile tümörü küçültüp sonra ameliyat yapabilirler,
  • 3- Sadece kemoterapi yapmayı düşünebilirler,

Bu seçeneklerin üçünde de başıma gelebilecekler ise şöyle;

  • 1- Ameliyata girip çıkamama durumu var,
  • 2- Ameliyattan çıkıp kemoterapileri kaldıramama durumu var,
  • 3- Tüm bunların hepsine göğüs gerip mis gibi bir hayat yaşama ihtimali var.

İhtimaller işte böyle, benim ne hissettiğimin çok önemi yok, her şey olacağına varıyor. Şu kesin, eğer tedavi olmazsam bir aya kalmaz öleceğim… 29 yaşındayım ve bu satırları bir hamlede yazıvermek oldukça can yakıcı… Tedavi olacağım ve bundan süreç ne gösterir bilmiyorum…

Bir kaç ay buralarda hareket görmezseniz bilin ki ben sizi koluma taktığım iki tane huri ile birlikte yukarıdan bir yerlerden izleyip keyfime bakıyorumdur… Buralarda bedenimin içmeme müsade etmediği mis gibi şaraplar şelale olmuş akıyordur. Gökyüzü ulan dahası var mı? misler gibi…

Önemli olan güzel bir hayat yaşadım diyebilmek, diyebiliyor muyum? EVET! sonuna kadar…

İyi ki, racing motosikletimle 300 km hız yapmışım, sonunda kaza yapıp bütün kemiklerimi kırmış olsam da,

İyi ki, küçükken kuran kursu yerine camiden kaçıp havuza yüzmeye gitmişim, babamdan dayak yemiş olsam da,

İyi ki, küçükken dayımdan kasalı motosikletini bi tur diye alıp, tamirhanede kasasını çıkartıp gün boyu gezmişim, dayımdan fırçalar yemiş olsam da,

İyi ki, yanımdaki kıza gelip hareket yaptılar diye üç tane yabancı turiste tek başıma kafa göz dalıp hayatımın dayağını yemişim, ellerimde kırılan bardakların dikişleri kalmış olsa da,

İyi ki, racing motosikletimi ilk kez tek tekere kaldırmayı üzerimde sadece şort ve parmak arası terlikler varken yapmışım,

İyi ki, Türkiye’yi tek başıma turlamışım,

İyi ki, 2005 yılında daha fazla maaş veren şirketler varken içlerinden Axa Sigorta’yı seçmişim,

İyi ki, lise yıllarımı farklı bir şehirde ablamla birlikte geçirmişim,

İyi ki, her ne kadar bu şehr-i istanbul bana acılar vermiş olsa da iyi ki üniversite biter bitmez istanbul’a gelip yerleşmişim….

Bu “iyi ki”ler bitmez, kısaca yaptığım hiç bir şeyden pişman değilim, her saniyesi dolu bir hayatın ardından;

Hoşçakalın…

Related Posts with Thumbnails