Ağu
Günler geçerken
Bu günler biraz belirsiz geçiyor, haftasonu kendime küçük bir tatil ikram ettim, istanbul’da yapılan onca tahlil ve aldığım onca kötü haberden sonra manisaya dönüşümü çanakkale üzerinden yaptım. Amacım yeşil ve mavinin yanyana olduğu yollardan geçerek, durarak kendimi daha iyi hissetmeye çalışmaktı. Annemle babamın yanına suratım asık, mutsuz bir şekilde dönmek istemedim.
İlk durağım marmara ereğlisiydi, cuma akşamımı orada basit bir pansiyona bolca para ödeyerek geçirdikten sonra cumartesi sabah saat sekizde gözlerimi açıp çıktım yola, yollarda dura dura güzel molalar vererek altınoluğa kadar geldim ve kız kulesi beach&otel’de konaklamaya karar verdim. O kadar güzel geldi ki orası bana, o kadar dinlendirdi ki… çoğu zaman hiç birşey düşünmeksizin uzaklara dalıp gitsem de pazar akşamına kadar kendimi toparlamayı başardım.
Cumartesi gece saat 23 civarı shorti’mi giyip denize daldım, denizin karanlık ve zifiri sularında elime balık tutmak için aldığım sepeti götürüp denizin ortasına bıraktım… sonra biraz yüzüp çıktım denizden ve kurulandım… kaldığım otelin (otel derken denize beş adım mesafede yapılmış odalardan bahsediyorum) iskelesi vardı, iskelede bir amca balık tutmaya çalışıyordu, bir de görevli arkadaş Ata ile ordan burdan, havadan sudan ve balıklardan muhabbet ettikten sonra ben üzerime bir pike alıp uykuya dalmışım iskelede… ışıklar kapanmıştı, kapkaranlık bir iskelede döşeklerin üzerine uzanmış tatlı tatlı uyuyordum, kulağımı deniz ve dalga sesleri okşuyordu…. ben kendimi ne kadar kötü hissediyorsam denizin çıkardığı o sesler “sakin ol iyi olacağız” der gibiydi…
“Sakin ol iyi olacağız…”
Kanser hastalarının çoğunda gözlemlenen bir sendromu yaşıyorum, kendini dağa taşa, yeşile verme, sessiz sakin bir ortamda olma sendromu… Evet, şu aralar tek ihtiyacım bu, böyle denize gireyim ama sessiz sakin… çayırlara yatayım, uzanayım saatlerce ama öyle çok şey düşündüğümden değil beynimin kendini deşarj etme yöntemi gibi.. rüzgar ya da dalga sesleri fısıldasın kulağıma… ”Sakin ol iyi olacağız…”
Evdeyim… annem ve babam… dün akşam evdeydim.. babama sarılmadım, hani öyle sarılsam, hani öyle bir an göz göze gelsek, hüngür hüngür ağlayacak ve biliyorum bende dayanamayacağım, en güzeli öyle duygusal bir ortam olmasına izin vermemekti… vermedim.. kimse ağlamadı.. babam bir an dayanamadı ama çabuk toparladı… bu yaşananlar filmlerdeki gibi olmuyor… olamıyormuş, güçlü kalabilmek için duygusal anlara izin vermemek gerekiyormuş… Hani tüm aile en küçük bir kıvılcımda hüngür hüngür ağlayacak gibiyken…
… ve dün akşamı öyle ağlamaksız bir şekilde atlatmayı başardım, bugün daha iyiyiz…
Sakin, sessiz….


