Dans | Davut Topcan's Blog

Hakkımda

Aradan on yıl geçti ve Kanser tekrar kapımdaydı, bu kez annem değil benim için gelmişti. Mide kanseri! Taşlı Yüzük Hücreli türünde öldürücü bir kanser hücresi. Doktorlar kesin birşey söyleyemiyordu, ölüme hiç bu kadar yaklaşmamıştım! Belli ki bu düşman zorluydu. Zorlu bir savaş beni bekliyordu! * İşte bu site bu savaşın hikayesini anatacak...

Devamını Oku >>

  • Çok Okunan Yazılar

  • RSS Feed'lerime Abone ol!

    Sosyal Medya'da Takip Et!

    02
    Mar

    Hayata “S” vermek

    Dans edenlerin bildiği ve dikkat ettiği bir konudur S ritmi, sayıların bir yerinde S vererek dansınıza nefes aldırırsınız. Bir an bir sayı durur sonra devam edersiniz.

    Bu aralar dans gurubumun aktiviteleri çoğaldıkça ben de iyice yoğunlaştım, kafamı kaşıyacak vaktim yok desem yeridir. 4 Mart Türkiye Patent Ödül töreninde gösteri teklifi aldık, guruptan 5 çift Ankara’ya gidip Başbakan Erdoğan’ın da katılacağı törenin açılşını dans ile yapacak.

    Gösteriyi hazırlamak için bir pazar tam günüm ve iki akşamım vardı. Pazar günü sabah saat 10′da dans salonuna girdik ve seçtiğim müzikleri mixledikten sonra koreografileri salonda yazdık ve öğrettik.

    Dün çalışmak için bilgisayarımı unutmuştum, babaö mecidiyeköye kadar bilgisayarımı getirdi ve bilgisayarımı aldıktan sonra beklerken, farketmeden hayata kısa bir S veriverdim…

    Trafik yoğundu ve babamı otobüse bindirmek için beklerken, önümde duran otobüste, cam kenarında oturan güzel vir kız bana bakıyordu, kısa bir bakışma sonrası hafif çapkın bir tavırla göz kırptım, kız gülmeye başladı… Ben gülmeye başladım… Sonra kafamı çevirdim ve otobüs de gitti zaten.

    Bir an ya da sadece o an çok güzel bir andı. Kimdi o kızcağız bilmiyorum ama karşıma bir daha çkarsa kaçırmam.. 40 yıllık karı kocanın bile iletişim kurmakta zorlandığı şu dünyada kaç metre uzaktan gözlerle konuşmayı başardığım birine rastladım…

    Sonra döndüm ve cevahir alışveriş merkezinin sahnesine doğru yol aldım, bekleyen ve yetiştirilmesi gereken 10 kişinin ağırlığıyla…

    08
    Şub

    Mutluyuz dee mi Valentine?

    remember remember remember

    Bazen unutuyorum bir blogum olduğunu ama gerçekten yoğun bir tempom var. Bu kadarı bazen bana bile fazla geliyor. Bazen en yakın çevrem dahil , arkadaşlarımdan eleştiri aldığım da oluyor, çok yoruluyormuşum, kendime dikkat etmiyormuşum. Hani her insan farklı ve her insan farklı şeylerden mutlu oluyor ya, beni de hayallerim uğruna koşmak, yorulmak mutlu ediyor.

    kanseri anlatan bir müzikal.. “Dancer vs Cancer” ismiyle bir müzikal çıkartmanın hayallerini kurdum, buna hayal demek artık yanlış olur çünkü başarıyorum, yavaş yavaş taşlar yerlerine oturuyor, 20 kişiden fazla dansçı ile birlikte her hafta dans ve drama dersleri alıyoruz.

    Şimdiden sıkı destekçilerimiz var onlardan bazıları şöyle;

    • Kültür Üniversitesi, Çalışma salonu sağlıyor,
    • İstanbul Performans Dans okulu koreografi ve salon desteği sağlıyor,
    • Galatasaray Üniversitesi’nden Tuncay Gürbüz Tango eğitmenimiz,
    • Boğaziçi Üniversitesi’nden Özge Selvitopu hiphop ve koreografi desteği sağlıyor,
    • Roka Digital Dijital tasarımlarımızı yapıyor,
    • Marjinal Portel Novelli, Halkla İlişkiler,
    • Dinamo İstanbul montaj desteği veriyor,

    Bazen yalnız kaldığımı düşünüp bu koca prodüksüyon altında ezilmekten korkmadığımı söylesem yalan olur. Bu korkularım dansçılarımın gözlerindeki ateşi görünce bir anda geçip gidiyor. Öyle ya da böyle bu gösteri çıkacak diyorum kendime.

    Ve ekip olarak o kadar çok eğleniyoruz ki, gerçekten abartmıyorum çalışmalar harika geçiyor. Ekip olarak öyle güzel bir uyum sağladık ki, hepimiz arkadaşız, hepimiz sevgiliyiz, hepimiz kardeşiz.

    Hepimiz birimiz, birimiz hepimiziz!

    İşte drama derslerinden birinde oynadığımız körebe oyunu… hala gülüyorum;

    Diğer yandan bu valentine’s day’e gene tek giriyorum, bu haftasonu sevgililer günü, kalan altı günümde hayatımın kadınını bulamayacağım kesin. Küçük bir istatistik paylaşmak gerekirse hayatım boyunca sadece bir tek sevgililer gününde sevgilim vardı. 2000 yıllarıydı sanırım. Güzel günlerdi, insanlar aşka inanırlardı, ben dahil çoğu kişi.

    Şimdi düşünüyorum da, yanında seni gerçekten seven biriyle mükemmel geçireceğin tek bir sevgililer günü , hayatının geri kalan tüm valentine’s day’lerini yalnız geçirmeye değerdir… Ne dersiniz?

    Her kış kar yağar Isparta’ya ben orada okudum üniversiteyi, sevgilim ikinci yılımda uzaktaydı, annesinden 15 gün izin alıp yanıma gelmişti, (ne izni yahu, dersim kaldı diye kandırarak, burası türkiye. ) her taraf bembeyaz kar. Evde kombi , kalorifer yok, bildiğin kömür sobası. Sevgilimle başbaşa 15 günü ne güzel geçirmiştik, İsviçreye tatile gitmedim hiç ama eminim İsviçre’ye gitsek daha iyi zaman geçirmezdik.

    *** bitmedi!!! bu yazının devamını yazacağım ***

    28
    Kas

    Kanser Hastasıydım ve Dans Edebilirim!

    dans kopya

    Bugünlerde Her Şeye Rağmen Yalnız Değiller projesiyle ilgili faaliyetlere ağırlık verdim, kanser hastalarına moral ve umut olabilecek projeler üzerinde çalışıyorum. Faaliyetlerden özetle bahsetmek gerekirse şöyle;

    Her Şeye Rağmen Yalnız Değiller bünyesinde bir dans gurubu kuruyoruz, bu gurubun içerisinde ağırlıkta kanser hastalığına yakalanmış ve iyileşmiş kişiler olacak. (Not 1: Tedavi gören kanser hastaları da kendilerini iyi hissettikçe çalışmalarımıza izleyici olarak ve dans etmek için katılabilir)  (Not 2: Kanser türü ne olursa olsun her çeşit kanser hastası katılabilir.) (Not 3: Kanser hastası olmayanlar da gurubumuza katılabilirler.)
    Read the rest of this entry »