Hikaye | Davut Topcan's Blog

Hakkımda

Aradan on yıl geçti ve Kanser tekrar kapımdaydı, bu kez annem değil benim için gelmişti. Mide kanseri! Taşlı Yüzük Hücreli türünde öldürücü bir kanser hücresi. Doktorlar kesin birşey söyleyemiyordu, ölüme hiç bu kadar yaklaşmamıştım! Belli ki bu düşman zorluydu. Zorlu bir savaş beni bekliyordu! * İşte bu site bu savaşın hikayesini anatacak...

Devamını Oku >>

  • Çok Okunan Yazılar

  • RSS Feed'lerime Abone ol!

    Sosyal Medya'da Takip Et!

    23
    Ağu

    Çingeneler ölümsüzdürler…

    Seni daha önce tanımış olmayı ümit ederdim, bunları sana hasta bedenime hapsolmuş ruhumla değil, bedenimin hızına yetişemeyen bir ruhla yazmak belki dünyayı ikimiz için de çok daha güzel bir yer yapardı… Ama bilirsin işte.. hayat ne zaman adil oldu ki? Bu işler böyledir, sen geldiğinde diğeri gitmek üzeredir, kalpler karşı karşıya gelemez çoğu kez….

    Yıllar yıllar önceydi, henüz aşk hakkında tek kelimelik fikrim yokken (hoş şimdi de olduğunu söyleyemeyiz ya) bir dizide izlemiş ve olacaksa böyle olmalı demiştim kendime… O dizi atv’de oynuyordu, sıcak saatler! sedat yalçın ve buket hazal’ın aşkını anlatıyordu… Dizinin ilerleyen bölümleriydi, buket hastaydı ve hastanede yatarken sedat yalçın, buket hazal’a bir mektup yazmıştı… O satırlar hala aklımdadır, kelimesi kelimesine şunları yazmıştı;

    merhaba güzel kız sonunda sana mektup yazmak için bana gerekli olan mekanı buldum..şiledeyim seninle geldiğimiz otelde..üstelik aynı odada kalıyorum..otel görevlileri neden ısrarla aynı odada kalmak istediğimi anlamakta biraz zorluk çektiler..keşke onlara anlatabilseydim..yazımı okumakta zorlanabilirsin.sebebine gelince..doğrusu pek bi sebebi yok.sadece birdenbire o büyük şairin mektuplarında geçen bi cümleyi hatırladım..’’sağ elimin ustalığındansa ,sol elimin acemiliğini tercih ederim..”doktorlar bendeki bu durumu sağlıklı bi gelişme olduğunu söylüyorlar..
    güzel kız..aşk mektupları konusunda sicilim seninki kadar parlak değil..bi zamanlar mahallemdeki kızlara bol bol ciklet dağıtırdım.dağıtmadan önce de içindeki artist fotograflarını çıkartıp,onların yerine küçük kağıtlara yazdığım aşk mektuplarını yerleştirirdim..ee bu yaptığımın aklaki yöne elbette tartışılabilir ancak kim geçmişinin her anıyla gurur duyabilirki?..(buket okurken arada şunları söyler: seninle gurur duyuyorum serseri..)
    bu gece kumsalda senin için büyük bir ateş yakacağım.alevler birkez daha o gecenin anısı üzerine vuracak..dünyanın bütün çingeneleri bugece benim için toplanacak ama ben içlerinden yalnızca bi tekini göreceğim ve ömrümün sonuna kadar hep seni düşüneceğim..yeryüzünün bütün kumsallarında yakılmış bütün ateşler bizler öldükten sonra bile hep bizi düşünecekler..

    Pek duygusal biri olmadığımı herkes bilir, yani aşk meşk konularından konuşmayı sevmem ben, bazen elime kalem kağıt geçerse karalarım bir kaç cümle… Her şey bu denli kendi içimde olmasa belki de daha yüksek notlar alabilirdim aşk dersinden.. Olamıyorum işte ah bu ben!

    Buna rağmen üstteki mektup hayatımın mektubu olarak kalmıştır… daha iyisi henüz yazılmadı!

    … ve ben aşk mektupları konusunda da pek iyi değilimdir, senin 18 mektubuna sadece 6 mektup ile cevap verebilmişim, belki de sana mektuplar yazabilmek için bana gerekli olan ortamı bulamamışımdır? ya da sadece yazmış olmak için yazmak hoşuma gitmiyordur! yazarken kalbim için gerekli ortamı sağlamalıyım, şileye gitmeliyim belki, senin için ateş yakmalıyım, sonra yeniden başa alıp tekrar denemeliyim…. Belki o zaman içimde sakladığım cümleler dökülüverir…

    Dökülmezse de biliyorum sen beni affedersin…

    Kendime bir çingene bulmak için belki çok geç, belki sen benim çingenem olursun ve belki yeryüzünün bütün kumsallarında yakılmış bütün ateşler bizler öldükten sonra bile hep bizi düşünecekler…

    30
    Ara

    Başka bir mide kanseri hikayesi

    Mide kanserliler klübüne yeni üye kaydettik!

    İki gün önce aldığım bir email beni bir yandan üzerken diğer yandan da sevindirdi. Blogumu okuyan yeni bir mide kanseri hastası göndermişti emaili ve email izmirden doğru geliyordu, mide kanserine yeni yakalanmış, hayatının baharında bir matematik öğretmeni bayandan. 28 yaşında ve hayata gülümsemek dışında günahı yoktu belki de. Başka bir yazımda ya da bir yerlerde demiş miydim? , demediysem şimdi diyorum hayat adaletsiz gibi bazen.

    Ertesi gün telefonla konuştuk, izmirde esnaf bir ailenin kızıydı, işine ve öğrencilerine 6 ay gibi bir süreliğine veda etmiş, şimdi 4 Ocak 2010 tarihinde başlayacak kemoterapilerinin nasıl geçeceğini merak ederek gün sayıyor. Bildiğim ne varsa, ne yaşadıysam anlattım ona. Bir de ondan bir resimle birlikte hikayesini yazıp bana göndermesini istedim, işte o’nun hikayesi, tek bir hecesine bile dokunmadan;

    izmhikayem çok gerilere yıllar öncesine dayanıyor aslında…yıllarca midemin bana yaptığı oyunlarla savaştım…kimi zaman yanma hissiyle arıza çıkarıyordu,kimi zaman başka sorunlar…doktora gittim yıllar önce gastrit deyip yollamıştı o zaman doktor..tabi büyük şikayetlerimde yoktu aslında…zaman geçti şikayetler değişmmeye başladı…artık çok çabuk doyuyordum…az yemek yiyordum..hatta arkadaşların biçok espirisine maruz kalmaya başlamıştım…az yememle meşur olmuştum…fakat teneffüslerde sürekli elimde sütle dolaşmamda öğrencilerimin benle şakalaşmalarına neden oluyordu…artık anlamıştım bişeylerin yolunda gitmediğini…bir daha doktora gitmeye kara vermiştim…her randevu alışımda bir bahane ile gitmekten vazgeçiyorum….çünkü endoskopi yapılmasına karar verilmişti… Read the rest of this entry »